KANARYA 699 0

Kanaryanın Kökeni ve Özgeçmişi

Kanaryanın Kökeni ve Özgeçmişi

Kanarya bir Serçegil‘dir. Serçe, Fülürya, Yelve, İspinoz, Saka, Ketenkuşu, Kirazkuşu ile aynı aile içindedir. Bilimsel adı Serinus Canaria‘dır. Bu adla anılmasının nedeni, onun ilk kez Afrika Kıtası’nın Kuzeybastında yer alan Kanarya Takımadaları‘nda görüldüğü yolundaki bilgilerdendir. Kanarya hakkında bilgilerimiz, onların pek geniş bir yayılım alanına sahip olduklarını göstermektedir. Büyük Kanarya, Tenerif, Palma, Gomera, Fuerte Ventura adıyla anılan beş büyük adadan başka, daha kuzeyde yer alan Medeira Adası’nda, Güney Afrika, Habeşistan, Senegal, Yeşilburun Adalarında, İtalya, Türkiye, Yunanistan, Kafkaslar, Kuzey İran ve Orta Asya’da bu yaban kanaryaların hâlen yaşamakta olduğu bilinmektedir.

Bu kuşları uygar dünyaya tanıtma onuru, bir Fransız serüvencisi olan Jean de Bethancourt‘a aittir. Kanarya Adalarına, bağlı bulunduğu Kastil Krallığı adına ayak basıp burayı ülkesine bağlayan Bethancourt, çekici etkisine kapıldığı bu kuşlardan önemli sayıda örneği, yerlilerin kullandıkları yöntemlerle yakalayarak Kral VI Charles’e armağan olarak sunmuştur. Bundan sonra batının denizlerine egemen olan uluslar, Portekizler, İspanyollar, İngilizler, Fransızlar, bir ticaret malı olarak kanaryayı liman kentlerine taşıyıp durdular. Yabanıl kanaryaların Avrupa’da 17. yüzyıldan itibaren yaygınlaşmamış olması ve yukarıda anılan ülkelerde görülmeye başlanması, bir varsayıma göre, kazaya uğrayıp batan ticaret gemilerinden azad edilen kanaryaların üreyip çoğalmasıyla meydana gelmiştir.

Yabanıl kanaryalar, kafeslerdeki temsilcileriyle oranlanamayacak kadar gösterişsiz ve sade kuşlardır. Sarı-yeşil renkte, alelâde ve küçüktürler. Büyük ve sık ormanlardan çok, küçük ağıçlıkları, fundalıkları, seyrek ağaçlardan oluşan bitki topluluklarını severler. Yuvalarını, yerden iki üç metreden yüksek, beş metreden alçak dallara yaparlar. Böcek ve tohumlarla beslenirler. Kuluçka devreleri on üç gün sürer. Dört ilâ beş yumurta üstüne kuluçkaya yatarlar. Kuluçkaya yatan olağan olarak dişiyse de, kuluçka süresince erkek, dişinin yanından ayrılmaz. Yumurtaların çatlayıp yavruların çıkmasından sonra onların beslenme sorununu da üstlenir.

İklimi elverişli, yani sıcak ülkelerde, kanaryalar kalıcıdır. Buna karşın, özellikle Avrupa’da yaşayan türler, havalar soğuduğunda iklim açısından daha sıcak olan güney yörelere göçerler. Buradan da anlaşıldığı gibi kanaryalar sürü halinde yaşar. Ancak üreme zamanında bu sürü halinde yaşayış bir kesintiye uğrar. Çiftler başbaşa kalabilecekleri kuytu köşeleri seçer, yuvalarını yapar ve yavrularını büyütürler. Yavrular büyüyüp kendi kendilerine yetebilecekleri çağa gelince de, yeniden sürüye katılırlar.

Yüzlerce kanaryadan oluşan yabanıl kanarya sürüleri, özellikle su kenalarını çok sever ve buralarda toplanırlar. Su birikintilerinde yıkanıp oynaşırlar. Onların suda keyifle çırpınışları, su sıçratışlarını, birbirlerini ıslatmalarını seyretmeye doyum olmaz. Bitki toplulukları arasına sindiklerinde, ayırdedilmeleri renk özellikleri bakımından pek zordur. Boz-kahverengi sırtlarında, siyah-kahverengi lekeler vardır. Gövdelerinin yanları, koyu kahverengi, boylamasına çizgilidir. Karınları, boyunlarının yanları sarı-yeşil, kuyruk sokumları ise açık sarıdır. Bu özellikleriyle çevreye iyi uyarlar. Yörede bulundukları yeşillik, taze meyve, tohum ve böceklerle beslenirler. Büyük taklit yetenekleriyle doğada duydukları sesleri, akarsu sesini, rüzgârın uğultusunu, yılan tıslamasını, kurbağa sesini vs. şakılar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir